4 Yıl Önce Bugün…

05 Şubat 2010

Dostluk ve paylaşımla dolu bir yılı daha geride bıraktı “Açık Büfe”.  4 yıl önce bugün ilk tarifle başlayan bu güzel yolculukta benimle birlikte olan herkese çok teşekkür ederim.

Birlikte daha nice uzun yıllara…

Bulgurlu Kara Lahana

18 Ocak 2010

Dün ilk defa Ayrancı’daki Organik Pazara düştü yolum. Tahminimin aksine tenhaydı pazar yeri. Hep böyledir dedi portakal aldığım satıcı. Buranın müdavimleri bellidir, her hafta gelen 500 kişiyi geçmez, siz herhalde ilk defa geliyorsunuz dedi. Merakla pazarı ziyaret edenlerin çoğu sonraki günlerde genelde gelmezlermiş. Evime yakın bu pazara uğramaya çalışacağıma söz verdim kendi kendi kendime ve başladım tezgahları gezmeye. Taze organik sebze ve meyvelerin yanısıra  paketli bakliyatlardan, un çeşitlerine, ekmek ve baharatlara hatta temizlik ürünlerine kadar bir sürü şey daha vardı. Bu hafta bize yetecek kadar sofra alışverişi yapmış olsam da ürünlerin cazibesiyle biraz ondan, biraz bundan derken bir baktım ki bir sürü şey almışım.  

Organik Pazar dan aldığım kara lahana ile geleneksel bir batı Karadeniz aile yemeği yaptım bizimkilere.   Bulgurlu kara lahana, soğuk havaların yemeğidir bizim oralarda. Babaannem, pişerken içine bir iki tane kurutulmuş, acı kırmızı Arnavut biberi katardı, bazen de pul biber. Bizim kızların yiyebilmesi için acı biber koymadım benimkine. Sonradan isteyen tabağına acı toz biber ekledi.  Acı toz biberleri  Aşina‘cığımın halası kendi elleriyle hazırlayıp bana Kilis’den gönderdi, tadı muhteşem. 

Gelelim yemeğin tarifine. Aslında oldukça basit. Aynı pirinçli ıspanak gibi yapılıyor.

2 baş kara lahana
1 tane orta boy soğan
1 tatlı kaşığı ev yapımı biber yada domates salçası
1 çay bardağı irice bulgur
tuz, 3 kaşık zeytinyağ, 1/2 su bardağı kaynar su

Lahanalar iyice yıkanır, süzülür ve ıspanak gibi doğranır. Soğanlar küp şeklinde doğrayıp yağda biraz pembeleştirp üzerine salçayı ilave edelim. Biraz karıştırdıktan sonra lahanaları tencereye ekleyelim. Kaynar suyu tencereye ekleyip lahanalar yumuşayıncaya kadar pişirilir. Yıkanıp süzülmüş bulgurlar  ilave edilip gerekiyorsa biraz daha sıcak su eklenir. Tuzu katılır. Bulgurlar pişinceye kadar kısık ateşte pişirilir.

Narlı ve Cevizli Kış Salatası

11 Ocak 2010

Taze, vitaminli ve lezzetli bir salata iletisi ile yeni yılda merhaba demek istedim sizlere. Bu yıl yine hep birlikte, güzel paylaşımlarda buluşuruz umarım.

Salatada istediğiniz yeşillikleri kullanabilirsiniz (kesinlikle yıkadıktan sonra salata yapraklarını kurutmanızı öneriyorum). İçine biraz bol zeytinyağı & limon, 2 yemek kaşığı nar ve biraz ceviz içi de ekleyip biraz deniz tuzu ile tatlandırabilirsiniz. 

Yeni yılınız kutlu olsun. Sağlıklı ve huzurlu bir yıl geçirmeniz dileğimle…

Göcek…

18 Aralık 2009

Kurban Bayramı. Göcek. Ve bir kaç güzel, güneşli fotoğraf…

Merhaba…

15 Kasım 2009

Ayrılmayı bilmek deyip zun süre ayrı kaldım sizlerden. Bir çoğunuz düşündüğü gibi veda etmedim aslında. İş yaşamımızdaki değişiklikten ötürü 7 yıldır yaşadığımız Konya’dan ayrılıp Ankara’ya yerleştik. Açık Büfe artık Ankara’dan devam edecek sizlerle buluşmaya.  Yepyeni bir başlangış yapıyoruz ailece.

Ama içimdeki bir burukluğu da paylaşmadan edemeyeceğim. Büyük düşünürün kenti, hoşgörü başkenti Konya’da geçen yedi yıl boyunca çeşitli vesileler ile Mesnevi ile karşılaşmama rağmen ancak son 1 senede ders almak kısmet oldu. Sevgi ile bağlandığım mesnevi okuduğumuz, güzel sohbetler yaptığımız grubumuzdan ayrılmanın üzerimde yarattığı burukluklukla “ayrılmayı bilmek” başlığını attım bir önceki yazıma. Gerçekten ayrlıklar bizi olgunlaştırır mı? Mesnevi hocamızın buna yanıtı kesinlikle evet. Vazgeçmelere karşı duruşumuz yaşam dediğimiz şey. Hiç birşeyin ya da hiç kimsenin kalıcı olmadığı gerçeğini kabullenmeye başladığınızda ayrılıkları da kavuşmaları da başka türlü görmeye başlıyorsunuz. Mevlana, “Herkes ayrlıktan bahsetti, bense vuslattan” der. Ben de yeni bir vuslat ile karşınızdayım şimdi. Kısa süre için de  görüşmek dileğiyle…

Not : Üyesi olduğum Konya İşkadınları Derneği 5-6 Aralık 2009 tarihinde Konya’da bir hoşgörü buluşması gerçekleştiriyor. İki günlük program çerçevesinde ülkemizin dört bir yanından katılımın beklendiği etkinlik alanında Türkiye’de bir ilk olacak.  Sevgi, barış ve beraberce yaşamak bu toprakların mirası…  Mevlana’nın saygıyla, hayata açık olmakla, yeni düşünceleri dinlemekle, kabul etmekle harmanladığı hoşgörü felsefesinin iş dünyası için de önemli katkıları olacak. “İş Yaşamında Hoşgörü Buluşması”  5 Aralık Cumartesi Günü saat 14:00’de başlıyor. İlk günün konuk panelistleri İş Kadını Leyla ALATON, Gazeteci – Yazar Elif ŞAFAK, Hz. Mevlâna`nın 22. kuşak torunu Esin ÇELEBİ ve Türkiye’nin ilk profesyonel mediatör’ü Deniz KITE. İkinci Gün programında ise 6 Aralık Pazar sabahı 10:00’da Dr. Faik Özdengül ile “Rumi ve Aşkın Terapi”  yer alıyor. Organizasyon ile ilgili tüm detaylara ise www.isyasamindahosgoru.net adresinden ulaşılabiliyor. .

 İş Yaşamında Hoşgörü toplantımıza, eğer programınıza uyarsa katılmanızı gönülden dilerim.

Ayrılmayı bilmek…

28 Eylül 2009

Çikolatalı, Şeker Hamuru Dekorlu Pasta

23 Temmuz 2009

Çilek Sepeti

06 Temmuz 2009

Pastanın tarifi biraz uzun gibi görünüyor ama aslında pek de öyle sayılmaz. Daha önce bir çok blogger arkadaşımız bu pastayı yapıp kendi sayfalarında yayınladı. Ben ise beyaz çikolata ve çilek ile yapmayı tercih ettim. Pandispanyası çok güzel oldu, krem patiserie ve çilek uyumuna zaten diyecek yok. Umarım sizinde hoşunuza gider. Şimdiden deneyip yapacaklara afiyet olsun…

 

Sade Pandispanya için :

 

6 büyük boy yumurta (sarısı ve beyazı ayrılacak)

170 gr tozşeker

1/2 çay bardağı krema

110 gr un

50 gr mısır nişasta

 

1) Un ve nişastayı bir kaba 2 defa eleyelim. Fırını 170 dereceye ayarlayıp, ısıtmaya başlayalım.

2) Yumurta sarılarını ve beyazlarını dikkatlice ayırıp iki ayrı karıştırma kabına alalım. Şekerin yarısını yumurta aklarına katalım ve mikser ile yüksek devirde yaklaşık 7-8 dakika yumurtalar sert bir kıvama gelinceye kadar çırpalım. Şekerin diğer yarısını ise yumurta sarılarına ilave ederek, yumurta sarılarının rengi açılıp, şeker içinde eriyene kadar çırpalım. (yumarta sarıları şekerle iyice çırpıldığında rengi mayonez rengine yakın oluyor, hacmi de iki katı kadar artıyor)  Oda ısısındaki kremayı yumurta sarılarına ilave ederek ve hafifçe karıştıralım.

3) İki yumurtalı karışımı geniş bir kap içinde dikkatlice, yumurta aklarını söndürmeden, bir tahta kaşık yardımı ile birbirine yedirelim.

4) 2 defa elediğimiz un ve nişastayı da yumurtalara ilave ederek unlar kaybolana kadar yavaşca yine bir tahta kaşık ile karıştıralım. 20 cm lik kek kalıbına karışımı döküp önceden ısıttığımız fırında kürdan temiz çıkınacaya kadar pişirelim (benim fırınımda yaklaşık 25 dakika sürdü).

5) Keki fırından alıp, kalıbı tel ızgara üzerinde ters çevirelim ve soğumaya bırakalım. Soğuduktan sonra kalıptan çıkaralım.

 

Krem Patiseri (ara katlar ve üstü için) :

 

120 gr un
500 ml süt
130 gr toz şeker
100 ml krema
100 gr tereyağ

Süt, krema ve toz şeker küçük bir tencerede bir taşım kaynatıp ılımaya bırakalım. Ayrı bir kapta tereyağı ve unu pembeleşinceye kadar kavuralım. Kavrulmuş olan unun üzerine ılımış olan sütlü karışımı yavaş yavaş ilave edelim. Çırpıcı ile topaklanma olmaması için çabukça karıştııralım ve kısık ateşte kaynayana kadar bekleyelim. Ocağın altını kapatalım. Pürüzsüz bir krema olması gerekiyor, oluşan pütürleri yoketmek için isterseniz kremayı süzgeçten geçirebilirsiniz ki ben pürüzsüz yapmayı başaramadığım için mutlaka süzgeçten geçiriyorum. Pişen kremayı çırpma teli ile kuvvetlice 2-3 dakika çırpalım. Çırptıkça kremanın renginin biraz açıldığını göreceksiniz. Kremanın oda ısısına gelmesini beklerken arada bir karıştıralım.

 

Ayrıca ;

750 gr taze çilek (üzerine koymak için 10 -12 tanesini ayıralım, kalanlarını minik küpler halinde doğrayalım)

3 paket her biri 80 grlık beyaz çikolata – ben mari usulu eritilecek

1 paket sütlü (80 gr), 1 paket bitter (80 gr) çikolata – ben mari usulu eritilecek

Şeker şurubu

 

Pastanın Birleştirilmesi ve Süslenmesi :

 

Oda ısısına gelmiş olan keki düzgünce 3 e bölelim. En üst parçayı en alta gelecek şekilde servis tabağına yerleştirelim. Üzerini şeker şurubu ile güzelce ıslatalım. Krem patiserinin 1/3 ünü ve doğradığımız çileklerin yarısını bu kata yerleştirelim. Üzerine 2.kek katını kapatalım. Bu katı da yine bolca şeker şurubu ile ıslatalım. Krem patiserinin kalan kısmının yarısını ve çileklerin kalanını bu kata koyalım. Son kek parçasını ile kekin üstün kapatalım. Isterseniz kek katlarının daha düzgün olması için pastayı kelepçeli kalıp içinde de hazırlayabilirsiniz. Pastayı 10-15 dakika buzdolabında dinlendirelim. Kelepçeli kalıbı dikkatlice pastanın dışından çıkaralım. Kalan krem patiseriyi bir spatula ile pastanın kenarlarına ve üzerine düzgünce yayalım. Pastayı buzdolabına kaldıralım.

 

20 lik çemberi saracak biçimde yüksekliği pastanın yüksekliğini en az 1 cm geçecek şekilde yağlı kağıttan bir şerit keselim. Erittiğimiz beyaz çikolatayı bu şeridin üzerine güzelce sürelim. Çikolata hafifçe donmaya başladığında pastanın etrafına şeridi sarıp buzdolabına kaldıralım.

 

Ayırdığımız çileklerin bir kısmını beyaz, sütlü ve bitter çikolataya yarı yarıya batırarak başka bir yağlı kağıt serdiğimiz bir tepsiye alalım ve buzdolabına kaldıralım. Pastayı servis ederken etrafındaki yağlı kağıdı çıkaralım ve çikolatalı çileklerimizi de üzerine koyarak servis edelim.

Doğum Günü Pastası

30 Haziran 2009

Zeynep’in doğum günü Temmuz’da olduğu için doğum günü kutlamasını genellikle arkadaşlarıyla yapamıyor. Bu sene, çok istediği için, bir değişiklik yapıp okul kapanmadan arkadaşları ile okulda küçük bir kutlama yapalım istedik.

Zeynep’e güzel bir pasta yapacağıma söz vermeme rağmen ancak bunu yapabildim. Elimde sadece sınırlı renklerde hazır alınmış şeker hamurları vardı. Ayrıca hamuru şekillendirmek için kurabiye kalıbı dışında da hiç kalıbım yoktu. Tabi bu şartlar altında yaratıcı olamıyor insan :) yoksa ben neler yapardım neler… :)

Sevgilerimle

Konya’ya Özgü Yöresel Yemekler

11 Haziran 2009

Geçtiğimiz hafta üçüncü defa bir yarışmada jüri üyeliği yaptım. İlkinde rahmetli Tuğrul Şavkay ile birlikte Uluslararası Akdeniz Mutfağı’nda Akdeniz ülkelerinde üretilen en iyi zeytinyağını seçmiştik.

İkincisinde Ümit Usta ile yöresel lezzetlerin buluştuğu bir yemek yarışmasının galiplerini belirlemiştik. 

Bu kez ise ünlü yemek yazarı, araştırmacı Emine Beder ile Konya’ya Özgü Yöresel Tatlar Yemek yarışmasında jüri üyeliği yapma mutluluğunu yaşadım.

Konya’lı hanımların özenerek hazırladığı birbirinden güzel 43 adet yöresel yemek ve tatlının tadına afiyetle baktık :) puanlar verdik. Sonrada derece alanlara ödüllerini…

En üstteki resimde gördüğünüz “Portakal Yuvasında Kenevir Helvası” tatlı dalında hem görüntü hem de lezzet olarak bütün jüriden tam puan aldı. O yüzden yazımın başköşesine yerleşti :) Kenevir helvası eski Konya’da uzun kış gecelerinde yapılan ve dışarıda karlarıın altında soğutularak yenilen bir tatlı imiş. Günümüzde ise pek bilen yok. Sunum sizce de harika değil mi?

Yarışma baştan sona bir görsel ziyafetti benim için. Bugüne dair en önemli gözlemim ise bu mütevazi Anadolu kentinin kadınlarının yenek sunumu konusunda ne kadar yetenekli olduğuydu… Üstelik hiç biri ne gastronomi eğitimi almış ne de otel mutfağında bu işi öğrenmişti. Hepsinin ellerine, emeklerine sağlık…

Çevrim İçi: 4 Bugün Tekil: 30 Bugün Çoğul: 51