Damla Sakızlı Fırın Sütlaç

Picture%20600.0 Damla Sakızlı Fırın Sütlaç

Fırın sütlaç, hem lezzeti hemde hafifliği nedeniyle bizim favori tatlılarımızdan. Özellikle sıcak yaz günlerinde üzerine bir top dondurma ile servis ettiğinizde, sanırım kimsenin hayır diyemeyeceği bir tatlı. Fırın sütlaç yaparken içine mutlaka damla sakızı katmanızı şiddetle tavsiye ederim.

Malzemler :
1 lt süt
½ su bardağı pirinç
2/3 su bardağı toz şeker
1 çorba kaşığı mısır nişastası
2 parça damla sakızı
1 yumurta sarısı

1) Pirinci ayıklayıp, iyice yıkayıp, 1,5 su bardağı su ile ağzı kapalı olarak kısık ateşte pişirelim.

2) Pirinç suyunu iyice çekince sıcak süt, şeker ve dövülmüş damla sakızını ilave edip, 10 dakika daha kaynatalım. (Şeker miktarını zevkinize göre ayarlayabilirsiniz. Şekerin hepsini bir anda süte katmayın, tadına bakıp eklemeye öyle devam edin.)

3) Bu arada nişasta, bir yumurta sarısı ve bir çay bardağı suyu nişasta ezilinceye kadar karıştıralım. Kaşık kaşık sıcak süt alarak nişastalı karışıma yedirelim.

4) Nişastalı karışımı kaynamakta olan sütlaca yavaş yavaş ve karıştırarak ilave edip, 2 dakika daha pişirip, ateşten alalım.

5) Sütlacı ısıya dayanıklı fırın kaplarına paylaştırarak üzeri kabuk bağlayıncaya kadar soğutalım.

6) Sütlaçlar soğurken fırının ızgarasını açıp, ısıtalım. Sütlaçlar katılaşmasın diye, sütlaç kaplarını içi sıcak su dolu bir fırın tepsisinin içine yerleştirip, üzeri kızarıncaya kadar sütlaçları fırınlayalım. Fırından alıp, soğuyuncaya kadar bekleyelim. Arzu ederseniz bir top dondurma ile servis edebilirsiniz.

Bloglardan Denemeler : Fındıklı & Nutellalı Kurabiye

Picture%20597.0 Bloglardan Denemeler : Fındıklı & Nutellalı Kurabiye
Bu güzel kurabiyeleri, Bizim Pastane’de gördüğümden beri yapmayı çok istiyorum. Nihayet bugün deneyebildim. Sonuç mu? Ağızda dağılan lezzetli mi lezzetli nefis kurabiyelerim oldu. Kahvenin yanına nasılda yakıştı. Zinnur’cuğum tarif için çok teşekkür ederim. (Kurabiyelerin tarifini Bizim Pastane’nin 7 Mayıs tarihli postunda bulabilirsiniz !)

Etli Ekmek

Picture%20403 Etli Ekmek
Konya’nin meşhur etli ekmeğini bilmeyen yoktur şüphesiz. Konya’da yaşayan biri olarak, etli ekmeği bloğuma koymadan duramadım bende. Etli ekmek, bildiğimiz mayalı ekmek hamurundan yapılan bir çeşit pide aslında. Bezelere ayrılan hamurun üzerine kıymalı harçtan konur. Fırına vermeden önce hamur iyice uzatılarak 80-100 cm boyuna kadar getirilir. Etli ekmeğin en önemli özelliği hamurunun incecik çıtır çıtır olmasıdır. Etli ekmek yazın közlenmiş sivri biber, kışında doğranmış turp ve ayranla servis edilir.

Not : Sakın yanlış anlaşılmasın resimdeki etli ekmek, Site sahibi tarafından yapılmadı. Konya’daki bir etli ekmekçide fotoğraflanıp sonrada afiyetle yendi ! Konya’da etli ekmek evlerde yapılmıyor. Çünkü hem hamuru hemde pişirilmesi ayrı bir uzmanlık istiyor. Hemen hemen her semtte birden fazla etli ekmekçi var. tahmin edeceğiniz gibi fiyatlarıda çok ekonomik. O yüzden dışarıda yenen veya eve sipariş edilen bir pide.

Ye-10 : Çilekli Tartölet

Picture%20586 Ye 10 : Çilekli Tartölet
Öncelikle bütün annelerin geçmiş Anneler Gününü kutlamak istiyorum. Bu ayın yemek etkinliği için seçim yapmakta çok zorlandığımı söyleyebilirim. Bir çok tarif arasından, meyveli tartöletleri çok sevdiğim için, çilekli tartölet yapmaya karar verdim. Denediğinizde siz de hamurunun lezzetli ve gevrek olduğunu; pastacı kremasının tadının da tam kıvamında olduğunu göreceksiniz. Tartöletlerin tarifi çok sevdiğim Yeni Yemek Ansiklopedisi’nden. Temel tart hamuru ve pastacı kremasını (ben kremayı biraz şekersiz bulduğum için sütü ısıtırken 3 kaşık fazla şeker kattım) tamamıyla uyguladım. Tariften farklı yaptığım şey ise pişmiş tartölet hamurlarının üzerine eritilmiş bitter çikolata sürmek oldu. Çikolata sürülen tartölet hamurları uzun süre gevrekliğini kaybetmiyor ve hamur kremadan ıslanıp yumuşamıyor. Bu püf noktasını oldukça tecrübeli bir pasta şefinden aldığımı da özellikle belirtmek isterim. Bu arada tart hamurunun önceden hazırlanarak, streç folio ya sarılıp buzdolabında bir haftaya kadar, derin donurucuda 3 aya kadar saklanabildiğini de öğrendim. Hepinize şimdiden afiyet olsun…

Tart hamuru için (10-12 tartölet için) :
175 gr elenmiş un (1,5 su bardağı)
90 gr tereyağı (6 yemek kaşığı)
1 yemek kaşığı toz şeker
1 yumurta beyazı, hafifçe çırpılmış

Pastacı Kreması için :
2 yumurta sarısı
5 yemek kaşığı toz şeker
4 yemek kaşığı (30 gr) elenmiş un
2 yemek kaşığı (15 gr) elenmiş mısır nişastası
1,5 su bardağı (300 ml) süt
½ paket vanilya
2 çorba kaşığı süzme yoğurt
1 yumurtanın akı

Tartöletlerin içine sürmek için; 40 gr eritilmiş bitter çikolata
Süslemek için; 500 gr yıkanmış, ayıklanmış çilek

1) Pastacı kremasını hazırlamak için önce yumurta sarıları ve 1 kaşık toz şekeri şekeri bir kaseye koyup kayulaşıncaya kadar çırpalım. Sonra un ve mısır nişastasını azar azar ekleyip karıştıralım.

2) Bu arada süt, vanilya ve 3 kaşık toz şekeri bir tencereye koyup kısık ateşte kaynatmadan ısıtalım. Isınınca yavaş yavaş ve sürekli çırparak kasedeki unlu karışıma sütü katalım. Pürüzsüz bir karışım elde etmek için sütlü karışımı süzgeçten geçirerek tekrar tencereye alalım ve kısık ateşte karıştırarak pişirelim. Krema kaynamaya başladıktan sonra 5-6 dakika daha pişirelim. Tencereyi ateşten alıp kremayı bir kaseye boşaltalım. Kaseyi streç folio ile kapatıp 10 dakika oda ısısında soğutup, sonra da 20-25 dakika da buzdolabında soğutalım.

3) Soğumuş olan krema kaseseni buzdolabından alıp, çırparak süzme yoğurdu ekleyelim.

4) Başka bir kasede 1 yumurta akını kar haline gelinceye kadar 1 kaşık toz şeker ile çırpalım. Sonra karışımı azar azar diğer kasedeki pastacı kremasına katalım. Kasenin üstünü yeniden streç folio ile kapatıp 1 saat daha buzdolabında soğutun.

Picture%20594 Ye 10 : Çilekli Tartölet
5) Tart hamurunu hazırlamak için; elenmiş unu ve şekeri bir kaseye koyalım. Küp küp kesilmiş soğuk tereyağ parçalarını ve hafifçe çırpılmış bir yumurta beyazını ekleyerek hamuru yoğurmaya başlayalım. Hamuru toparlayıp çok fazla yoğurmadan beze yapalım.

6) Tart hamurunu hafifçe unlanmış tezgah üzerinde merdane ile 3 mm kalınlığında açalım. Tartölet kalıplarımızın içini kaplayacak büyüklükte keserek hamuru kalıplarımıza yerleştirelim. Çatalla hamurların üzerinde bir kaç delik açalım ve kalıpları buzdolabına koyup 30 dakika kadar soğutalım.

7) Soğutma süresi bitiminde hamurları önceden 220 derece ısıtılmış fırında altın sarısı bir renk alıncaya kadar yaklaşık 15 dakika pişirelim. Tepsiyi fırından alıp tartöletler soğuyunca kalıptan çıkartalım.

8) Soğumuş tartöletlerin içlerine erittiğimiz bitter çikolatalı fırçayla sürelim ve donmasını bekleyelim.

9) Pastacı kremasını tartöletlerin içine paylaştıralım. Üzerini dilimlediğimiz çileklerle istediğimiz gibi süsleyelim. İsterseniz çileklerinde üzerine jöle veya marmelat sürebilirsiniz. Ben, tartöletleri aynı gün içinde yiyeceğimizi bildiğim için üzerine hiç bir şey sürmeden servis ettim.

Etkinliğin ev sahibi Tuğçe’ye buradan çok teşekkür ediyorum.

Patlıcan Silkme

Picture%20585.0 Patlıcan Silkme
Nihayet mevsim sebze ve meyvelerinin en güzelleri pazardaki yerlerini almaya başladılar. Aslında kışın en soğuk günlerinde bile tezgahlarda taze fasulye, patlıcan, domates, çilek vb bulmak mümkündü.

Kış başında mutfak ve yemek kültürü ile ilgili katıldığım bir toplantı sonrasında, mevsim dışı sebze ve meyve almayacağıma dair kendime söz verdim. Toplantıda kısaca, büyüklerimizin yemek alışkanlıklarına geri dönmemiz gerektiği vurgulandı. Deep freeze in, hormonun ve katkı maddelerinin hayatımıza bu kadar girmediği o yıllarda olduğu gibi meyve ve sebzeleri kurutarak, salamura yaparak saklamamız önerildi. Ayrıca yaz sebze meyvelerini kışın, kış sebze meyvelerini de yazın yemeye devam etmemiz halinde, çocuklarımızda, gelecek nesillerde ciddi bağışıklık ve savunma sistemi problemleri oluşabileceğinin altı çizildi.

Çok uzun yazdım bu kez. Aslında patlıcanın ilk lokmasını ağzıma aldığımda duyduğum mutluluğu anlatmak için yazdım hepsini. Neredeyse 4-5 ay olmuş patlıcan yemeyeli ve gerçektende tadını çok özlemişiz.

Bu hafta işin kolayına kaçıp basit yemekler yaptım ve yine kuralımı bozmayıp, bu yemeği de yine pratik bir tarifle hazırladım. Gerçektende çabuk hazırlanan ve çok çabuk tüketilen 🙂 bir yemek oldu. Şimdiden hepinize afiyet olsun.

Malzemeler :
4-5 patlıcan
2 adet iri boy soğan
3 adet sivri biber
3 adet büyük boy domates
6-7 diş soyulmuş sarımsak
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tuz
½ demet ince kıyılmış maydanoz
½ çay bardağı zeytinyağı
yaklaşık 1 çay bardağı sıcak su

1) Patlıcanları alacalı soyup, iri küp şeklinde doğrayın, tuzlu suda 30 dakika bekletip sıkalım.

2) Soğanları piyazlık doğrayalım. Biberleri irice, domatesleride minik minik doğrayalım.

3) Yayvan bir tencereye önce soğanları yayalım. Sonra sırasıyla sivribiber, patlıcan, sarımsak ve domatesleri ilave edelim. Zeytinyağı, tuz, şeker, su ve limon suyunu ayrı bir kapta karıştırıp yemeğin üzerine dökelim ve orta ateşte karıştırmadan kapağı kapalı olarak pişirmeye başlayalım.

4) Yemek kaynamaya başlayınca altını kısalım ve yaklaşık 20 dakika pişirelim. Yemek pişerken tencereyi ara sıra saplarından tutarak silkeleyelim, asla karıştırmayalım. Tencereyi ocaktan alıp, ılınmaya bırakalım. Üzerine kıyılmış maydanoz ile servis yapalım.

Arpacık Soğanlı Bezelye

Picture%20576 Arpacık Soğanlı Bezelye
Arpacık soğanlı bezelye yemeğini sanıyorum ki çok beğeneceksiniz. Çünkü hem sağlıklı hemde çok lezzetli bir yemek oldu. Yemeği isterseniz et yemeklerinizin yanına garnitür olarak servis edebilir yada benim yaptığım gibi yanına zeytinyağlı pilav ve yeşil salata yaparak ana yemek olarak da yiyebilirsiniz. Yemeğin tarifi Sevgili Tijen’in gönderdiği kitaplardan birinden “Yemek Tarifleri ve Montignac Sağlıklı Menüler” kitabından. Tijen’ciğim, kulakların çınladı mı?

Kitabın önsözünde genelde yaptığımız bir kaç yanlışın altı çiziliyor. Bunların en çarpıcısı da sanırım pişmiş tereyeğı ile ilgili olanlar. Michel Montignac diyorki ;

“Tereyağının içindeki yağ asitleri 100 dereceyi geçen pişirmelerde bağırsaklarımızda emilemez ve sağlık açısında ciddi risk oluşturan bir hale gelir. 120 dereceden sonra ise tereyeğı tamamen doğal halini kaybedip kanserojen bir maddeye dönüşür. Yemek pişirmek için bir parça tereyağını tencereye koyduğumuzda ısı genelde 160-180 dereceye ulaşırki buda bariz şekilde yemeği tüketecek kişinin sağlığı için zararlıdır”.

Michel Montignac kitabında beslenme ile faydalı bilgilere ve tabiki sağlıklı reçetelere yer veriyor ve şöyle diyor : “Yemek yapmak, müzik ve resim gibi kendi başına bir sanattır ve çok zevk verebilir. Ancak yemek yapmaktan alınabilecek en büyük zevk, sevdiklerinizle sevgi ve heyecanla yaptığınız hazırlıkları paylaşmaktır”.

Sanırım bu sözlere katılmamak mümkün değil. Zaten bloglarımızı kurmamızın en temelinde paylaşma isteğimiz yok mu? Hep sevgiyle, sağlıkla, güzel paylaşımlarda buluşmamızı dilerim.

Şimdide geçelim bu çok pratik yemeğin tarifine. Ben taze bezelye kullandım ama kitapda yemek donmuş bezelye ile hazırlanıyor ve su eklenmeden 8 dakikada pişiriliyor, bilgilerinize.

Malzemeler :
15-20 adet soyulmuş arpacık soğan
500 gr bezelye
3-4 yemek kaşığı sızma zeytinyağı
2-3 diş rendelenmiş sarımsak
2 yemek kaşığı soya sosu
2 yemek kaşığı limon suyu
1 yemek kaşığı balzamik sirke (veya nar ekşisi)
1 tatlı kaşığı kekik
tuz, karabiber

1) Arpacık soğanlarını ve sarımsağı zeytinyağında 3-4 dakikak kadar soteleyelim.

2) Bezelyeleri ve kalan diğer malzemeleri ilave edelim.

3) Bezelyeleri örtecek miktarda sıcak su ekleyerek kısık ateşte ara sıra karıştırarak bezelyeler yumuşayıncaya kadar pişirelim. Tuz ve karabiber ile tatlandıralım.

Mantarlı Risotto

Picture%20574 Mantarlı Risotto
İtalyan mutfağının klasiklerinden olan risottoyu pişirmek düşünülenin aksine hiç de zor değilmiş. Risotto yapmanın bazı incelikleri var ve bunlardan en önemlisi doğru pirinci yani Arborio türü pirinci kullanmak. Arborio pirinci pişerken nişastasını saldığından kremamsı bir yapı oluştururur ama içi hafif diri kalır ki bu da risottoya o çok sevdiğimiz lezzetini katar. Diğer bir önemli konu ise mutlaka ama mutlaka sıcak sebze, et veya balık suyu kullanmaktır.

Genel olarak soğan, yağda kavrularak yumuşatılır, ardından pirinç eklenir, rengi saydamlık kazanıncaya dek iyice karıştırılır. Pirincin yağa bulanması, nişasta salması bakımından önemlidir. Risotto ustaları, bu noktanın önemle altını çizer. Bu işlemin ardından et suyu ve/veya şarap azar azar eklenir – her defasında bir kepçe kadar. Sıvının ısısı, pirinçlerin cızırdamasını engellemeyecek kadar sıcak olmalı, ancak kaynar olmamalıdır. Sıvı eklendikçe risottoyu devamlı karıştırmalıyız. Son olarak da risotto pişer pişmez yenmeli, asla tekrar ısıtılmamalıdır. Zaten ısıtmayı denediğinizde risottonun tadını kaybettiğini farkedeceksiniz (tecrübeyle sabittir!)

Malzemeler :
2 su bardağı arborio pirinci
1 orta boy soğan
3 diş sarımsak
300 gr taze mantar
1 tutam ince kıyılmış maydanoz
½ bardak beyaz şarap (kullanmasaniz da olur)
4 kaşık zeytinyağı
2 kaşık tereyağ
50 gr rendelenmiş parmesan peyniri
6-7 bardak sıcak sebze veya et suyu (duruma göre biraz daha ilave etmeniz gerekebilir)

1) Tavaya 4 kaşık zeytinyağını koyup ince doğranmış mantarları kuvvetli ateşte soteleyelim. Rengi çok koyulaşmadan maydanozları da ekleyelim ve 30 sn daha soteleyip ateşten alalım.

2) Aynı kapta kalan yağda, soğanları ve sarımsağı yumuşayıncaya kadar soteleyelim. Pirinci de ekleyerek kavurmaya devam edelim. Mantarları ilave edelim. Şarabı (veya bir kepçe sıcak et suyunu) ekleyip suyunu çektirelim.

3) Tencerenin altını biraz kısalım. Pirinçler her seferinde suyunu çektiğinde, 1 kepçe et suyu ilave etmek kaydıyla işlemi periyodik olarak pirinçler istediğimiz kıvama gelinceye kadar devam ettirelim. Bu süreç yaklaşık 25-30 dakika sürüyor.

4) Pirinçler istediğimiz kıvama gelince ateşin altını kapatalım. Ocaktan almadan önce 2 kaşık tereyağ ve parmesan peynirini ilave ederek risottoyu karıştıralım. Sıcakken servis yapalım.

Eğer risottoyu ana yemek olarak yiyecekseniz bu tarif 4 kişiye yetecek miktarda. Ama başka
ana yemeğiniz varsa en az 6 kişiye yetecek miktarda risottonuz oluyor.

Çikolatalı Cheesecake

Picture%20569 Çikolatalı CheesecakeCheesecake cok seviyorum ve fırsat buldukça yeni tarifler uygulamaya çalışıyorum. Bu denemem önceki bir kaç tecrübenin birleşiminden oluştu. Cheesecake hem beyaz hemde yumuşaçık oldu. Üstelik üstünü bu kez hiç çatlatmadan pişirebildim. Yanında da taze mayıs çilekleri ile çok güzel uyum sağladı…

Büsküvi Tabanı için :
1 paket paket eti burçak busküvi
100 gr erimiş tereyağı
1 tatlı kaşığı tarçın

Dolgu Kreması için :
2 paket krem peynir (400 gr)
¾ bardak toz şeker
3 çorba kaşığı un
1 tatlı kaşığı limon kabuğu rendesi
1 yumurta
200 ml süt kreması (1 küçük kutu)
2 yumurta beyazı

Çikolata Sosu için :
2 paket bitter çikolata
100 ml süt kreması (yarım kutu)

1) Bisküvileri robotta un haline getirin, tereyağı ve tarçın ile karıştırın. 24 cm lik kelepçeli bir kalıbın alt tabanına bisküvili karışımı bastırarak yayıp ve sırası gelene kadar buzdolabına kaldıralım.

2) Şekerin 1 kaşığını ayırın. Kalan şeker, krem peyniri ve 1 yumurtayı mikser ile iyice karışıncaya kadar çırpalım, unu da ekleyerek karıştıralım. Bu arada süt kremasını ayrı bir kapta katılaşıncaya kadar çırpıp peynire ilave edelim.

3) Bir kapta 2 yumurta beyazı ve 1 kaşık şekeri kar halini alıncaya kadar 6-8 dakika mikserle çırpalım. Peynirli karışıma ilave edip, tahta kaşıkla çok karıştırmadan yedirelim.

4) Bisküvili tabanımızı buzdolabından çıkartıp karışımımızın üzerine dökelim ve yüzeyini spatula ile düzgünleştirelim. Önceden 120 derece ısıttığımız fırında 1 saat pişirelim. Ortası neredeyse sertleşmeye başlamışken fırını kapatalım (üzeri çatlamasın diye fırının içine küçük bir kapla su koyabilirsiniz). Fırının kapağını hafifçe aralayarak mümkünse fırının içinde yavaş yavaş soğumasını bekleyelim. Soğuduktan sonra ise buzdolabına kaldıralım ve en az 1 gece bekletelim.

5) Servis etmeden 1 saat önce, küçük bir tencerede kremayı ısıtıp içine çikolatayı ilave edelim ve soğuyana kadar sürekli karıştıralım. Karışımı cheesecake’in üzerine yayalım, 1 saat kadar buzdolabında bekletelip servis edelim.

Zeytinyağlı Yer Elması

Picture%20557 Zeytinyağlı Yer Elması
Yer elması çok da az kalorili bir sebzeymiş, 100 gr ında sadece 14 kalori varmış üstelik çokda yararlıymış. Göz atmak isterseniz bu linkte Nedim Atilla’nın yer elması ile ilgili bir yazısı ve bu linkte de yer elması ile ilgili faydalı bilgiler var. Pazardan aldığım yer elmalarını limonlu bir sosla pişirdim, umarım denedeğinizde sizinde hoşunuza gider.

Malzemeler :
1 kg yer elması
2 adet havuç
2 adet patates
1 tepeleme yemek kaşığı un
1 tane limon
½ çay bardağı zeytinyağı
2 adet kesme şeker
1 çay kaşığı tuz

1) Yer elmalarını iyiyice yıkayalım ve soymaya başlayalım. Büyükse ikiye bölerek yarım limon sıktığımız suya atalım ki kararmasınlar. Patates ve havucu da soyup istediğimiz büyüklükte doğrayalım.

2) Tencereye zeytinyağını, un, tuz, kesme şeker, yarım limonun suyu ve 2 çay fincanı kadar sıcak suyu koyarak iyice karıştırıp bir sos yapalım.

3) Limonlu suda bekleyen sebzelerin suyunu süzerek tencereye sosun içine alalım. Tenceredeki su miktarı sebzelerin üzerini örtecek miktarda olmalıdır, gerekirse biraz daha sıcak su ilave edelim.

4) Orta ateşte havuçlar yumuşayıncaya kadar yer elmalarını pişirelim. Kapağı kapalı soğumaya bırakalım. Bir kaç saat dinlendikten sonra kurutulmuş dereotu veya taze dereotu / maydanoz ile tabağı süsleyip servis yapalım. Afiyet olsun.

Hafta Sonu = Karışık Pizza, Arabiatta Soslu Penne ve Gecikmiş Bir Sobe

Picture%20552.0 Hafta Sonu = Karışık Pizza, Arabiatta Soslu Penne ve Gecikmiş Bir SobeBu Cumartesi öğleden sonrası için bol sebzeli bir pizza ve yanına da süzme yoğurttan güzel bir ayran yapmayı planlayıp işe koyuldum. Tam pizza fırındayken yakın arkadaşlarımız aradı ve çok sevdiğimiz Arabiatta soslu Penne Makarna yapacaklarını ve bizi davet ettiklerini söyleyince pizzayı olduğu gibi evde hafta sonu için ders çalışmaya gelen yeğenime bırakarak, arkadaşlarımıza gitmeye karar verdik.

Davete elim boş gitmek istemediğim için Sevgili Burcu‘nun Siyah Güneş Pastasını yaptım. Pastayı daha önce portakallı yapmıştım ve çok sevmiştik. Bu seferde vişnelisini yaptım. Birde son olarak çileklisini yapacağım bir ara ve en çok hangisini sevdiğimize ondan sonra karar verecegiz 🙂

Hemen Sebzeli Pizza’nın tarifiine geçiyorum.

Hamuru için :
2 su bardağı un (350 gr)
½ paketten biraz daha az yaşmaya
2 adet kesme şeker
1 tatlı kaşığı deniz tuzu
3 yemek kaşığı zeytinyağı
1 yemek kaşığı kaşığı kekik
Yaklaşık 1 bardak ılık su

Domates sosu için :
3 adet irice domates
(kabukları soyulup çekirdekleri temizlendikten sonra küp biçiminde doğranmış)
4 kaşık zeytinyağı
3 diş rendelenmiş sarımsak
1 tatlı kaşığı kekik
1 tatlı kaşığı balzamik sirke
tatlandırmak için tuz, karabiber

Üzerine :
1 adet orta boy soğan, piyazlık doğranmış
300 gr mantar, ince ince doğranmış
200 gr rendelenmiş kaşar peyniri
Küçük bir kase ayıklanmış siyah zeytin
4-5 parça kurutulmuş domates

1) Yaşmayayı biraz ılık su ve 2 adet kesme şeker ile birlikte bir bardak içinde eritelim, 10 dakika kadar bekleyelim.

2) Unu bir kaba eleyip, 1 tatlı kaşığı tuz ve kekik ile karıştıralım. Unun ortasını havuz şeklinde açıp, erimiş mayayı ve zeytinyağını bu havuza dökelim. Ortadan başayarak, ılık suyu azar azar ekleyerek esnek ve pürüzsüz bir hamur elde edinceye kadar yoğuralım. Su ve un miktarlarını hamurunuzun kıvamına göre ayarlayabilirsiniz. Hamuru beze yapıp yağlanmış bir kaba koyalım. Kabın ağzını streç folio ile kapatıp, yaklaşık 50 derecelik fırında (yoğurt ayarında) hacmi 2 kat artıncaya kadar 30-45 dakika mayalandıralım.

3) Domates sosunu hazırlamak için, küçük bir tencereye zeytinyağını koyup sarımsakları pembeleştirelim. Domatesin suyu gidinceye kadar yaklaşık 10 dakika pişirelim. Tuz, kekik, karabiber ve balzamil sirkeyi ekleyip, bir kenarda soğumaya bırakalım.

4) Iyice mayalanmış olan hamuru tepsimizin boyutunda merdane veya elimizle incelterek açalım ve yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisinin üzerine yerleştirelim. Pizza hamurunun üzerine domates sosunu güzelce yayalım. Sosun üzerine piyazlık doğranmış soğanları, ince doğranmış mantarları, rendelenmiş kaşar peynirini, zeytinleri ve kurutulmuş domatesleri güzelce yerleştirelim.

5) Tepsiyi bir kenarda 10 dakika daha kabarmaya bırakalım.

6) Bu arada fırını 200 dereceye getirip ısıtalım, tepsiyi ısınmış olan fırına koyarak 15-20 dakika hamur iyice kızarana kadar pişirdikten sonra, tepsiyi fırından alıp sıcak servis yapalım.

Picture%20556.1 Hafta Sonu = Karışık Pizza, Arabiatta Soslu Penne ve Gecikmiş Bir Sobe
Gelelim Penne Arabiatta’ya. Arkadaşımın tarifini hemen sizlere aktarıyorum. Tarif dört kişi için düşünülmüş olduğundan ölçüler buna göre verilmiştir.

Sosu için :
4 adet olgun domates, rendelenmiş
1 küçük kavonoz barilla arabiatta sosu
4 diş incecik doğranmış sarımsak
yarım su bardağından biraz fazlaca zeytinyağı
acı pepercino biberi (arkadaşım Italya’dan özel aldığı peperecino biberini kullanıyor)

1) Genişçe bir tavaya zeytinyağı konularak sarımsaklar pembeleştirilir. Domatesler ve barilla makarna sosu ilave edilir. Tuz ilave edilir ve peperecino katılarak acısı ayarlanır.

2) Bu arada 1 paket penne makarna, al dante (yani biraz sert) kıvamında haşlanır ve varsa fazla suyu süzülür.

3) Tavada pişen sosun içine makarnalar katılır ve yavaşça karıştırarak sosun makarnayla iyice buluşması sağlanır. Maydonoz ile süslenerek servis yapılır.

Picture%20555.1 Hafta Sonu = Karışık Pizza, Arabiatta Soslu Penne ve Gecikmiş Bir Sobe

Sevgili Defne sobelemiş beni; gecikmeli de olsa işte cevaplarım :

1- Hayatınızın merkezinde olan, yapılması tehlike içeren işleriniz?

Herhalde bu soruya verecek bir yanıtım yok, ama bazı zamanlarda hayatın kendisi bana tehlike dolu gelir…

2- Melodilerin arkasından kan ter içinde gittiğiniz, vazgeçemeyeceğiniz müzik lezzetleriniz?

Genelde arabesk, heavy metal ve rap dışında hiç bir müziğe itirazım olmaz. Bu günlerde mesela Hüsnü Şenlendirici CD sini sıkça dinliyorum. Aslında ruh halime göre ve kulağa hoş gelen her türlü müziği vazgeçemeyeceklerim arasına koyabilirim

3- Yediğiniz halde ”ben bununla doymam” diyecek kadar karşısında zayıf olduğunuz yemekler ?

Her türlü salata, makarna, mantı, yaprak sarma, zeytinyağlı taze fasulye ve tabi ki hamsi…

4- İzlemekten keyif aldığınız halde rayting canavarına maruz kalıp yayından kaldırılan diziler ?

Galiba yoktu, yada şu an hatırlamıyorum desem

5- Şu an ” Ben burada ne yapıyorum? Kim getirdi beni buraya?” gibi sorulara maruz kalmaksızın ruhunuzun olmak istediği yer ?

Aslında ailemle birlikte olduğum için bulunduğum yerden memnunum ancak herhalde deniz kenarı bir şehirde olmaya hiç itirazım olmazdı…

6- Sobelediğiniz diğer blogger/lar?

Sobelenmeyen kalmadı galiba, ama oyuna katılmak isteyen bütün bloggerları sobeliyorum…

Copyright Tüm hakları Açık büfeye aittir.Hiç bir görsel ve yazı izinsiz kullanılmaz.